| | Üretsiz Blog oluştur

66

Yozgat 66 Yozgat66 Yozgat Hakkında Bilgiler

yozgat 66

Yozgat Genel Bilgi


Yozgat Genel Bilgi

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Yozgat’ın topraklarının küçük bir bölümü de Karadeniz Bölgesi’ndedir. Doğusunda Sivas, güneyinde Kayseri ve Nevşehir, batısında Kırşehir ve Kırıkkale, kuzeyinde Amasya ve Çorum kuzeydoğusunda da Tokat illeri ile çevrilidir.

İç Anadolu Bölgesi’ndeki en geniş platolarından Bozok Platosu üzerinde yer alan Yozgat’ın toprakları dalgalı ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlin kuzey kesimini Deveci Dağları’nın (1.907 m.) uzantıları, doğusunu Akdağlar, güneyini Kurşunlu Dağı (1.786 m.), kuzeybatısını Zincirli Dağı (1.633 m.) engebelendirmektedir. Bozok Platosu’nun kuzeyinde boydan boya uzanan Deveci Dağları Yozgat ile Tokat İlleri ile İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri arasında doğal bir sınır oluşturmaktadır. Ayrıca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusundaki Akdağlar’ın en yüksek noktaları Hamzasultan Tepesi (2.281 m.), SırıklıDağ (2.090 m.) ve Geyiklidağ (1.933 m.)’dır. Kızılırmak vadisi boyunca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Akdağ’lar, Kızılırmak’ın akış yönünü belirlemiş, ayrıca Yozgat’ın Sivas ile arasındaki doğal sınırını oluşturmuştur. Korkenez Dağı (1.524 m.), Yazır Dağı (1.683 m.), Dağnı Dağı (1.755 m.), Keklicek Dağı (1.369 m.), Güvencik Dağı (1.607 m.) ilin diğer yükseltileridir.

Yozgat’ın orta kesimini dalgalı düzlükler şeklinde Bozok Platosu kaplamaktadır. Akarsu vadilerinin yer yer parçaladığı bu plato deniz seviyesinden 1.200-1.400 m. yüksekliktedir. Ayrıca bu plato ilin başlıca tarım alanıdır. Bozok Platosunun güneyi lavlarla kaplı olup, akarsular burada derin vadiler oluşturmuştur. İldeki tepeler arasında alüvyonların çökmesi ile ovalar oluşmuştur. Bunların başında Boğazlıyan ve Yerköy ovaları gelmektedir. Boğazlıyan Ovası, Boğazlıyan ilçesinin batısındaki tepelerden inen dere ve çayların taşıdığı alüvyonlarla kaplıdır. Yerköy Ovası ise, Delice Irmağı’nın taşıdığı alüvyonların çöküntü alanıdır. Bunların dışında Sarıkaya ilçesinin 5-6 km. kuzeyindeki ova sellerin taşıdığı alüvyonlardan oluşan taban ovasıdır. Vadi kenarlarında ve dağ eteklerinde sellerin taşıdığı alüvyonlardan oluşmuş birikinti konileri bulunmakta olup, bunlar daha çok Karamağara Deresi’nin vadi kenarında belirgin biçimde görülmektedir.

İl topraklarından kaynaklanan sular Kızılırmak ve Yeşilırmak aracılığı ile Karadeniz’e dökülmektedir. Bu suları Yeşilırmak’ın kollarından Çekerek Çayı ile Kızılırmak’ın kollarından delice Irmağı toplamaktadır.Ayrıca Akdağların doğu ve güneydoğu yamaçlarından kaynaklanan küçük dereler de ilin dışında Kızılırmak’a katılır. Bunlardan delice Irmağı’nın kollarından Konak Çayı üzerinde kurulmuş olan Gelingüllü Barajının yapay bir gölü de bulunmaktadır.

Doğal göllerin bulunmadığı ilde akarsu yataklarının yapısı uygun olduğu için çok sayıda sulama, içme suyu ve taşkın koruma amaçlı barajlar yapılmıştır. Barajların gerisindeki göletlerde toplanan sular yöresel olarak küçük çapta iklim yumuşamalarına da yol açmıştır.

Yozgat’ın jeolojik yapısında dikkat çeken bir özellik de, yer altı sularının çok fazla değişik yerlerde kaynak olarak yer üstüne çıkmasıdır. Bu nedenle Yozgat yer altı suları bakımından oldukça zengindir.

Yüzölçümü 14.123 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 682.919’dur.

İlde İç Anadolu Bölgesi’ne özgü Karasal iklim hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak; kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yaz ile kış; gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları yüksektir. Sert iklim koşulları, Yeşilırmak havzasına giren Çekerek Vadisi’nde biraz yumuşamakta, az da olsa Karadeniz ardı ikliminin etkileri görülmektedir.

Yozgat’ın bitki örtüsü step görünümündedir. Eskiden geniş alanları kaplayan ormanlar tahrip edilmiştir. Akdağlardaki ormanlar alçak kesimlerde meşe, yüksek kesimlerde de sarıçam ve ardıçlardan oluşur. İl merkezinin yakınındaki Yozgat Çamlığı ise karaçamlarla kaplıdır.
Akdağmadeni, Çayıralan, Çekerek ve Merkez ilçe, ormanların en yoğun olduğu alanlardır.

İlin ekonomisi tarım, tarıma dayalı sanayi, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında, arpa, buğday, şeker pancarı, yeşil mercimek, patates, nohut, soğan, fiğ, kavun ve karpuz gelmektedir. Sebze ve meyvecilik az miktarda yapılmaktadır. Hayvancılık yaygın olup, sığır, manda, koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi yetiştirilir. Tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır.
Kalkınmada ikinci derecede öncelikli iller kapsamındadır. Başlıca sanayii kuruluşları; un, bira, yem, deri, bitkisel yağ, çivi, çimento, prefabrik konut, tuğla ve briket fabrikalarıdır. Ayrıca orman ürünlerini işleyen, dokumacılık yapan, tarım araçları üreten atölyeler bulunmaktadır.

Yer altı kaynakları yönünden oldukça zengin olan Yozgat’ın Akdağmadeni yöresinde demir, flüorit, grafit, tuğla-kiremit hammaddesi, Çayıralan’da mermer, Sarıkaya’da demir, Sorgun’da linyit, Şefaatli’de flüorit, Yerköy’de çimento hammaddesi ile kaya tuzu yatakları bulunmaktadır. Ayrıca Boğazlıyan, Sarıkaya, Sorgun ve Yerköy’de maden suyu kaynakları bulunmaktadır.

Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nin güneyindeki Alişar Höyük’te yapılan kazılarda ele geçen buluntular yöredeki ilk yerleşimin Kalkolitik Çağda (MÖ.5500-3500) başladığını göstermiştir. MÖ.XVII.yüzyılın başlarından itibaren Hititler buraya yerleşmiştir. Nitekim Sorgun ilçesindeki Kerkenes Kalesi, Boğazlıyan’da çalapverdi ve diğer köylerde yapılan kazılarda Hititlerin yörede yaygın biçimde yerleşmiş olduğunu gösteren buluntularla karşılaşılmıştır.

MÖ.1200’lerde Deniz Halkları denilen Yunanistan’dan gelen Koloni gruplarının arkasından yöre, Friglerin egemenliğine girmiştir. MÖ.VII.yüzyılda Kimmerlerin, MÖ.VI.yüzyılda Lydialıların ve ardından Perslerin yönetimine geçen yöre MÖ.334’te Büyük İskender tarafından ele geçirilmiştir. İskender’in ölümünden sonra kısa bir süre Kapadokya Krallığı buraya hakim olmuş, ardından Anadolu’yu istila eden ve göçebe bir kavim olan Galatlar buraya yerleşmiş, İç Anadolu’da kurdukları Galatia Devletinin bir bölümü de Yozgat’ı içerisine almıştır. Bu nedenle de Yozgat’ın bulunduğu yer, Galatların Ata Yurdu olarak isimlendirilmiştir.

MÖ.II.yüzyılın başlarında kurulan Galatia Krallığı bir süre Pergamon ve Pontus krallıklarına bağlı kalmış ve MÖ.85’te Roma’nın egemenliğini kabul etmişlerdir. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Anadolu ile birlikte Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun sınırları içerisinde kalmıştır. Bu dönemde Arap akınları, Sasaniler bu bölgeyi ele geçirmeye çalışmışlarsa da sürekli bir hakimiyet kuramamışlardır. Bizans’ın Armeniakon, Kharsianon ve Sebasteia Themalarının içerisinde kalan Yozgat’a Malazgirt Savaşı’ndan önce Türkmen boyları yerleşmeye başlamıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Oğuzların Kızılkocalu, Salmanlu, Ağcalu, Çiçeklu, Zakirlu, Mesudlu, Ağcakoyunlu, Kavurgalu, Demircilu, Şam Bayadı, Söklen, Hisar Beglü, Karalu boyları Yozgat yöresine yerleşmişlerdir. İldeki bir çok yerleşim yeri yakın tarihlere kadar bu isimler ile tanınıyordu. Yozgat yöresine Oğuzların Bozok boyu yerleştikten sonra da yöre bir süre Bozok ismi ile anılmıştır.

Danişmendliler bir süre yöreye egemen olmuş, XII.yüzyılın ikinci yarısından sonra da yöre, Anadolu Selçuklularının sınırları içerisine girmiştir. XIII.yüzyılda Baba İshak isyanı ve Babâilik yöreyi etkilemiş, XIV.yüzyılın başlarında da İlhanlı, Eretna Beyliği ve Kadı Burhaneddin devleti yöreye hakim olmuştur. Kadı Burhaneddin’in 1398’de öldürülmesinden sonra Yıldırım Beyazıt yöreyi Osmanlı topraklarına katmışsa da Timur 1402-1403’te Yozgat ve çevresini ele geçirmiştir. Timur’un Anadolu’dan ayrılmasından sonra Osmanlı şehzadeleri arasında çıkan saltanat kavgaları sırasında Yozgat ve çevresi zor günler geçirmiştir. Çelebi Mehmet zamanında Yozgat ve yöresi 1413’te yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Yavuz Sultan Selim zamanında Yozgat ve çevresinde baş gösteren Celali İsyanlarından yöre büyük ölçüde zarar görmüş, ve isyanlar bastırılmıştır. Kanunî Sultan Süleyman zamanında arazi yenilenmesi sırasında 1526’da yeniden karışıklıklar çıkmış ve bunlar kısa sürede kontrol altına alınmıştır.

XVII.yüzyılın sonlarında Türkmen boylarından Çapanoğulları Bozok’ta büyük güç kazanmıştır. Çapanoğullarından Ahmet Ağa, Mütesellimliğe (Vergi toplayan görevli) getirilmiştir. Bu görevde başarı göstermiş, Kapıcıbaşı payesi ile ödüllendirildikten sonra Yozgat ve yöresinde imar işlerine girişmiştir. Ayrıca 1755’te İstanbul’da baş gösteren et sıkıntısını gidermiştir. Buna karşılık da Bozok sancağı Çapanoğlu Ahmet Ağa’ya verilmiştir. Bunun sonucu olarak Çapanoğulları yörede kuvvetli bir konuma gelmiş, halka yaptığı baskılardan ötürü saraya sık sık şikayet mektupları yazılmıştır. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti Ahmet Ağa’ya yapmış olduğu zulümlere son vermemesi durumunda malikanesinin elinden alınacağı bildirilmiştir. Ahmet Ağa buna rağmen Maraş Valiliği’ne de göz dikmiş ve 1765’te idam edilmiştir. Bundan sonra Çapanoğulları Yozgat yöresinde etkinliklerini yitirmişlerdir. 1768’de Mütesellim olan Mustafa Bey saray ile iyi geçinmiş, devlete asker ve malzeme yardımında bulunmuş ve Çapanoğulları 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmuşlardır. Çapanoğulları Mustafa Bey’den sonra kardeşi Süleyman Bey zamanında da saray tarafından desteklenmiş ve kendisine mukataa olarak Bozok verilmiş, ayrıca Çapanoğulları Amasya, Şarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maraş, Antep, Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereğlisi, Niğde, Nevşehir, Kırşehir ve Ankara’da da büyük bir nüfuza sahibi olmuşlardır. Çapanoğullarının bu konumu XX.yüzyılın başlarına kadar sürmüştür.

XIX.yüzyılın sonlarında Ermenilerin Hınçak Komitesi Yozgat’ta büyük faaliyet göstermiştir. Boğazlıyan’da propaganda yaparak Yozgat Mutasarrıfı Leon Efendi aracılığı ile İngilizlerle bağlantı kurup, İstanbul Hükümeti üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır. Bu arada Ermeni çeteleri Yozgat yöresinde soygunlara başlamıştır. Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin artması üzerine Osmanlı Hükümeti Tehcir Kanununu çıkararak casusluk ve vatan hainliği yapan köy ve kasabaları boşaltmış ve diğer yerlere sevk etmiştir.

Osmanlı Hükümeti’nün bu kanununu dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesini ateşe vermişler, bölgeye gönderilen jandarmalarla çatışmışlardır. Bu olayların meydana geldiği sırada Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri Bakanlığı’ndan gelen telgraf emri ile Ermenilerin 24 saat içerisinde bölgeden çıkarılarak Suriye’ye sevk edilmelerini uygulamak istemiştir. İstanbul Hükümeti İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan isyanına neden olanların cezalandırılmasını istemiştir. Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiası ile yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni komiteciler çoğunlukta olduğu gibi İngiliz yüksek komiserliği de bir çok yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine mahkemede sanık olan Kemal Bey ve avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir savunma yapmıştır:

“Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”

Kemal Bey’in bu sözlerinden sonra yalancı şahitler, olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira etmişler.Buna karşılık Kemal Bey de: “Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikayetçi gelmemiştir. İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu şikayetlerle karşılaşıyorum” demiştir.

Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asılması için Mahkeme Başkanı Hayret Paşa’ya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine “Nemrut” lakabıyla anılan Mustafa Paşa getirilmiştir.

Kemal Bey 8 Nisan 1919’da idama mahkum olmuş, ancak Padişah Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da Şeyhülislam’ın fetvası ve İngilizlerin baskısı ile Kemal Bey İstanbul’a getirilerek, Beyazıt Meydanı’nda idam sehpasına çıkarılırken son sözü sorulduğunda; halka dönerek: “Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” demiştir. Bunun üzerine halk “Kahrolsun böyle adalet” diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey sözlerine devamla: “Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet...” demiştir.

Kemal Bey’in idamı İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanmış, Kadıköy’de büyük bir cenaze töreni yapılmıştır.

TBMM 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla “Milli Şehit” olarak kabul etmiş ve
Boğazlıyan’da bir mahalle ile bir okula “Milli Şehit” adı verilmiştir.

Kurtuluş Savaşı sırasında yörede Kuvayı Milliye’yi zor duruma düşüren bir isyan çıkmıştır. Yozgat Mutasarrıfı Necip Bey Kuvayı Milliye’ye karşı olumsuz bir tutum içerisinde olmuş ve İstanbul Hükümetinin yanında yer almıştır. Bunun üzerine Çapanoğulları ayaklanarak 14 haziran 1920’de Yozgat’ı işgal etmişlerdir. Ankara Hükümetince isyanı bastırmak üzere Çerkez Ethem kuvvetleri buraya gelmiş ve 27 Haziran 1920’de isyanı bastırmıştır. Bunun ardından Eylül 1920’de isyancılardan oluşan Akdağmadeni alayı Yunanlılar ile savaşmaya gitmeyi reddetmişler ve bunun üzerine yörede ikinci bir ayaklanma baş göstermiştir. İsyancılar Amasya-Tokat arasındaki Çengelhanı işgal etmiş, Kırşehir’in Nogalkızı Köyü’nde de Kuvay-ı Seyyare’yi pusuya düşürmüşlerdir. Bunun üzerine ikinci Kuvvay-ı Seyyare ayaklanmaları bastırmıştır. Bu ayaklanmanın en önemli yanı da Ankara Hükümeti ile Çerkez Ethem arasındaki ilk siyasi ayrılığın baş göstermesidir. Çerkez Ethem, ayaklanmanın böylesine büyük boyutlara ulaşmasında, daha sonra Ankara Vali Vekilliğine getirilen Yahya Galip Bey’in büyük payı olduğunu ileri sürmüştür. Atatürk’ten Yahya Galip Bey’in yargılanmak üzere Yozgat’a gönderilmesini istemiştir. Ancak, TBMM Çerkez Ethem’in bu isteğini geri çevirmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra il konumuna getirilerek 25 Haziran 1927’de Bozok olan ismi Yozgat olarak değiştirilmiştir.

Yozgat’ta günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Çadır Höyük, Mercimek Tepe Höyüğü, Alişar Höyüğü, Sorgun yakınlarında Şah Muratlı Köyü’ndeki Kerkenes Kalıntıları, Tavium Antik Kenti Kalıntıları, Behramşah Kalesi, Kilise kalıntısı, Çeşka Yer altı Şehri, Karabıyık Köprüsü (1516), Sarayköy Çapanoğlu Cami (1779), Saat Kulesi (1908), Başçavuş Cami (1800-1801), Kayyumzade Demirci Ali Efendi Cami (1804), Cevheri Ali Efendi Camisi (1788), Kızıltepe Köyü Camisi (1816-1817), Kubbeli Cami (1152), Salih Paşa Cami (1813), Şah Ruh Mescidi, Osmanpaşa Türbesi (1240), Görpeli Türbesi , Ali Çelebi Türbesi, Mahmut Çelebi Türbesi, Çerkez Bey Türbesi, Şah Sultan Hatun Türbesi, Çinçinli Sultan Hanı, Hamidiye Saatli Çeşmesi (1901), Divanlı Köyü Mağaraları ve Muteber Divanlıoğlu Konağı, Karslıoğlu Konağı, Nizamoğlu Konağı, Salim Korkmaz evi başta olmak üzere Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır. Ayrıca Cumhuriyetin erken dönem mimarisine ait ilkokul, askerlik şubesi, hükümet konağı gibi yapılar da onları tamamlamaktadır. Ayrıca ilde Yozgat Çamlığı Milli Parkı, Kadıpınarı Orman İçi Dinlenme ve Mesire yerleri vardır.

                                                                                  İlçelerimiz






















Ünlülerimiz

Yazarlarımız

Taha Akyol
Cnn Türk Tv
Milliyet gazetesi

Saygı Öztürk
Star Gazetesi

Emin Koç
Star Gazetesi

Osman Altuğ
Marmara üniversitesi dekanı

Ahmet Hakan
Kanal 7 Tv

Ekrem Dumanlı
Zaman Gazetesi

Ahmet Şahin
Zaman Gazetesi

Murat Yeni
STV Maceracı Programı Yapımcısı

Saygı Öztürk
Star Gazetesi

Bürokratlarımız

Haşim Kılıç
Anayasa Başkan vekili

Aykut Engin Cengiz
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Baş Savcısı

Niyazi Palabıyık
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı

H.Avni Karslıoğlu
Başbakanlık Özel Kalem Müdürü

Ünal Çakır
Silopi Kaymakamı

Durmuş Şiddetli
Atina Konsolosluğu

Ahmet Kaplan
Florya Polis Okulu Müdürü

Abdullah Tanır
İstanbul Halk Eğitim Müdürü

Vehbi Berçil
İstanbul Tapu Bölge Müdür yardımcısı

Ömer Tekin
İzmir ulaştırma bölge müdürü

Tuncay Alemdaroğlu
Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı

A.Ahmet Açıkel
Filibe Konsolos Muavini

Necati çetin
Kültür Bakanlığı Daire Başkanı

Şairlerimiz

Sani Sarıkaya
1951 Yozgat/Sorgun/Taşpınar doğumlu. Çile Yumağım isimli bir şiir kitabı bulunmaktadır.

Sefil Döndü
1942 Yozgat/Sorgun/Çayözü doğumlu. İçimdekiler adlı şiir kitabının yazarı.

Şakir Arslan
Yozgat'ta doğan yazarımız Ellerim Atatürk'le Kenetli isimli şiir kitabını yazmıştır.

İsmail Büyükerol
1960 Yozgat/Sorgun/Dişli doğumlu. Cam Suyu şiir kitabının yazarı.

Yusuf Özcan
1957 Yozgat/Şefaatli doğumlu. Kervan Yürüten ve Deli Düşlerim Dolunay şiir kitaplarının yazarı.

Osman Yıldız
1943 Yozgat/Sarıkaya/Koçak doğumlu. Günlerin Penceresinden isimli okul şiirleri kitabının yazarı.

Memduh Şenol
1945 Yozgat/Bozok doğumlu. Şah Kartal Göçtü, Ve Aranan Yıllar Geçti, Al Şafağın Habercisi ve Göz Pınarları eserlerinin yazarı.

Bayram Durbilmez
1969 Yozgat Doğumlu yazarımız Vatanımın Bayrağında, Çileli Hayat/ Huzura Hasret ve Öze Çağrı isimli şiir kitaplarını yazmıştır.

Muttalip Taş
1965 Yozgat/Sorgun/Mehmetbeyli doğumlu. Ağıt Sırası isimli şiir kitabının yazarıdır.

Hüzni Baba

Agah Efendi

Nida Tüfekçi

Hasan Çoşkun

N. Abbas Sayar

Ahmet Yozgat

Salim Gülbahçe

Osman Yüksel

Ahmet Sargın

Sanatçılarımız

Bayram Bilge Tokel

Canan Çetin

Cavit Karabey

Erol Baran

Murat Balaban

Neco

Osman Köseoğlu

Pınar öztürk

Selahattin Bölük

Serhat Bölük

Soner Özbilen

Şakir Öner Günhan

Uğur Taşdemir

Güreşçilerimiz / Pehlivanlarımız

GÜREŞÇİLERİMİZ:

Celal Atik

Mustafa Çetinyürek

Nasuh Akar

Ömer Suzan

Yozgatlı Kel Hasan


PEHLİVANLARIMIZ:

Ercan Yıldız

Hasbekli Mahmut

Necmi Gençalp
SPOR

Spor



GÜREŞ:
Yozgat insanının yapısına en uygun spor dalı, kuşkusuz ata sporumuz güreştir. Bu sebepten dolayı ilimizde 1989 yılında açılan güreş eğitim merkezinde 33 sporcu çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kısa zamanda yapılan çalışmaların meyveleri alınmaya başlanmıştır. 7-9 Kasım 1990 tarihlerinde Güreş Eğitim Merkezleri arasında Ankara'da yapılan serbest güreş müsabakasında 30 kg.'da Mahmut ÖZCAN, TÜRKİYE 1.'si, 45 kg.'da Muammer POLAT, TÜRKİYE 2.'si, 73 kg.'da Musa KÖSE, TÜRKİYE 3.'sü olmuşlardır.

Yurt içinde ve yurt dışında başarılar kazanmış, milli marşımızı Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında söyletmiş, bayrağımızı şeref direklerine çektirmiş nice pehlivanlarımız Yozgat toprağından yetişmişlerdir.

İlimizde pehlivan yetişmesi Osmanlı İmparatorluğu zamanında başlar. Saray baş pehlivanlarından Yozgatlı Kel Hasan bunların başındadır. Daha sonraları Hasbekili Mahmut Pehlivan, Sorgun'un Aşağı Cumafakılı Köyünden Molla Seyit, Sorgun'un Faraşlı köyünden H. Ahmet Pehlivanın güreşleri köy odalarında zevkle anlatılmaktadır.

Zamanımızda Şevket ILGAÇ, Mustafa ve Ömer SUZAN kardeşler, Erdoğan ve Sümer KOÇAK kardeşler, Akmağdenli amcaçocukları Tuncer ve Hüseyin TUNCER, Necmi GENÇALP, Seyfullah ŞAHİNGÖZ, merhum Asım Bacaksız, Mehmet ÇEKİÇ, Ali TÜRKMEN, Beytullah KARADAVUT, Şevket ÇAĞLAR, Musa MUŞ gibi başarılı güreşçilerimiz yetişmiş, bunların bir kısmı güreşi bırakarak öğretici durumuna geçmişlerdir.

Yozgat'ta yetişmiş bu pehlivanlarımızdan Milli Marş'ımızı Balkan, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında çaldırtmış, şanlı bayrağımızı şeref direklerine çektirmiş sporcularımızdan merhum güreşçilerimiz Celal ATİK ve Nasuh AKAR gibi pehlivanlarımız Yozgat'ın ismini bütün dünyaya duyurmuştur.



BASKETBOL:
İlimizda Basketbol sporu 1959 yılında amatör spor kulüplerin kurulmasıyla yaygın hale gelmiştir. Bu yıllarda gerek kulüpler, gerekse okullar bu sporun gelişmesinde önemli rol oynamışlardır.
1970'li yıllarda yaygın hale gelen basketbol sporu Yozgat'ın ismini Türkiye çapında duyurmaya başlamış, 1971-1972 öğretim yılında Yozgat Kız Öğretmen Okulu kız takımı Manisa'da Türkiye 4. sü olmuştur. Kulüplerde Bozokspor kulübü Yozgat'ı gruplarda başarı ile temsil etmiştir.

Bu spor dalı ilkokullarda 1974-1975 öğretim yılında başlatılarak yaygınlaştırılmıl, önce il çapında müsabakalar yapılmış, sonra da gruplara iştirak edilmiştir. Çalışmalar, yakın zamanda başarılı sonucunu vermiş, ilkokullarda grup birinciliği ve Türkiye birinciliğinde arka arkaya başarılar kazanılmıştır. Nitekim 1977-1978 öğretim yılında Mehmet Akif Ersoy İlkokulu, Balıkesir'de yapılan İlkokul Erkekler Arası Türkiye Birinciliğinde Yozgat'a ilk kez Türkiye şampiyonluğunu kazandırmış, aynı okul takımı 1978-1979 yılında Sakarya ilindeyapılan İlokul Erkekler Türkiye Basketbol Birinciliğinde ikinci defa Türkiye şampiyonluğunu ilimize kazandırmıştır.


BİNİCİLİK:
Türklerde at avrat silah üçlüsünün kutsallığı dillerde destandır. Cumhuriyet döneminde ata sporumuz binicilik halk arasında sevilmeye ve ilgi görmeye devam etmiştir. 1971 yılında atlı spor kulübü kurulmuş ve İlmiz de at yarışları ve cirit oyunları kırıklı mevkiinde tertip edilmiştir. Cirit sporu eski yıllarda Cuma namazlarından sonra yapılırdı.

<

SU KAYAĞI:
Yozgat İli Gelingüllü Barajı su sporları için uygun bir yerdir. Sulama amaçlı yapılan Gelingüllü Barajı insanların boş zamanlarında piknik amaçlı ve balık avlaması için gittikleri yerlerdendir. Ayrıca Sürmeli Festivali etkinlikleri içerisine giren Türkiye Su Kayağı şampiyonası elemeleri Gelingüllü barajında yapılmaktadır.



YOZGATSPOR:
1959 yılında Karagümrük adıyla kurulan, kimi zaman kapanma tehlikesi geçiren ama hiçbir zaman centilmenlikten, sportmenlikten uzaklaşmayan Yozgatspor, Yimpaş bünyesine geçtikten 1.5 sene sonra Birinci Lig kapısını araladı. Ligde çok güçlü rakiplerle karşılaşmasına rağmen kısa sürede bu büyük başarıyı yakalayan Kırmızı Siyahlılar, bu sayede 41 yıllık bir özleme de son vermiş oldu.Yimpaş Yozgatspor'un çok uzun yıllara dayanan bir şampiyonluk öyküsü var. Birçok ünlü takım gibi köklü nir geçmişe sahip olmasına karşın, uzun yıllar kıt imkanlar içerisisnde sportmence ligdeki mücadelesini sürdüren Kırmızı Siyahlılar, 1959 yılında "Karagümrük" ismiyle kuruldu. 1961 yılında Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi'nde faaliyetini sürdüren Kulübün adı o yıl sonrası yapılan bir genel kurul sonrası, "Bozokspor" olarak değiştirildi.

Bozokspor Kulübü en önemli başarısını, 1982-83 sezonunda yaşadı. Daha önce profesyonel ligde takımı bulunmayan illerin alındığı katılma maçlarına başlamadan önce, Kulüp yönetimini Yibitaş Hoding devraldı. Yozgat Bozokspor, bu ligdeki mücadelesindeYeni Afyonspor ve Adanaspor'un ardından üçüncülüğü elde etti. Bozokspor işin peşini burakmadı. Amatör küme şampiyonluğundan sonra eleme maçlarında da başarılı oldu ve Kahramanmaraşspor'la 2. lige yükselmek için mücadele etti. Bir sezon sonra kurulan Türkiye 3. ligine alınan ilk takım olan Bozokspor, beklenilen sonuçları alamayınca, önce teknik direktör Zeki Özaydın, ardından da Yibitaş Holding yönetimden ayrıldı.

Bozokspor'un adı bir sezon sonra yapılam genel kurul toplantısı ile "Yeni Yozgatspor" olarak değiştirildi. Yeni Yozgatspor 2. Lig'deki ilk sezonunda büyük maddi sorunlar yaşamasına karşın, halkın da desteği ile bunları aşmasını bildi. Kuruluşuna vesile olduğı Türkiye 3. Lig'inde her sezon kendisine iyi bir yer edinen ve ilk 8 takım arasında yeralan Yeni Yozgatspor, 1990-91 yılında kaçırdığı2. Lig'e yükselme şansını bir sezon sonra yakaladı. Ligi 78 puanla Çubukspor'un önünde birinci bitiren Kırmızı siyahlılar, artık 2. Lig'deydi.Türkiye 2. Lig'inde bir sezon mücadele eden Yeni Yozgatspor, 1993-94 sezonunda ligden haftalar öncesi düşmesi kesinleşen Kütahyaspor'a mağlup olunca ligden düştü. Yeni Yozgatspor 3. Lig'de uzun kalmadı. Kulüp başkanlığına yeniden Mehmet Erdemir'in seçilmesiyle hedef Büyüten Kırmızı Siyah'lılar 1994-95 sezonunda tekrar 2. Lig'e çıktı.

2. Lig'de hep üst sıralarda mücadele etmesine karşın, bir türlü Play-Off'a çıkamayan Yeni Yozgatspor, Büyük sıkıntılar içinde iki sezon geçirdi. 1997-98 yılının ilk maçlarında kötü sonuçların alınması sonucu, Yimpaş Holding takıma maddi destek verdi ve Kulübün adı, "YİMPAŞ YOZGATSPOR" olarak değiştirildi. Daha sonra holding yönetim kurulu başkanı Dursun Uyar, takımın Birinci Lig'e taşınması için herşeyin yapılacağı yönünde söz verdi. Bu anlamda 1998-99 sezonunda Teknik Direktörlüğe İlyas Tüfekçi'yi getiren Yimpaş Yozgatspor, Kadrosuna birçok ünlü futbolcuyu transfer ederek lige başladı. Ancak ilerleyen günlere karşın istenilen sonuçlar birtürlü alınamadı. Ligi ancak 6. sırada bitiren Kırmızı Siyahlılar'da İlyas Tüfekçi görevi bıraktı. Daha sonraki sezon Süper Lige yükselen Yimpaş Yozgatspor ligi 7. sırada bitirdi. Sonraki sezon başarısız bir sezon geçirerek 2. Lige düşen takım halen bu ligde mücadelesini sürdürmektedir.

                                                                            Kültür ve Turizm

Yozgat yöresi bu güne kadar yapılan araştırmalara göre bir çok uygarlığı misafir etmiş eski bir yerleşim yeridir. Alişar höyüğü, Büyüknefes harabeleri, Kerkenes harabeleri, Mercimektepe ve Çengeltepe'de yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında Hititler, Frigler, Medler, Persler, Roma ve Bizans imparatorluklarının bu bölgede hüküm sürdükleri tespit edilmiştir. Bölge Hititlerden günümüze kadar çok önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bilhassa kuzey-güney ve doğu-batı yolları üzerinde bulunması, kültürün yayılması açısından önemini bir kat daha artırmıştır. Osmanlılar zamanında Sivas-Ankara yolu ile Kayseri-Sivas ticaret yolları bölgenin çevre yolu ile olduğu kadar doğu ve batı kültürleriyle ilişkisini de sağlamıştır.

Kültürü bir anlamda "Ulusların Yaşam Biçimi" olarak tanımlayacak olursak, yukarıda sayılan çeşitli uygarlıkların Yozgat'a katkılarını göz ardı edemeyiz. Tarihi kalıntıları, medrese ve camileri, köprüleri, konakları, sarayları, hamamları, edebiyatı, türküleri, manileri, yemekleri ve tabii güzellikleri ile bir kültür kenti olan Yozgat bütün bu güzelliklerini ülkemize ve dünyaya tanıtacak birikime sahiptir.

Anadolu halk edebiyatının bütün türlerindeki zengin yaratmalar Yozgat yöresine ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bölgeye mahsus deyimler, halk hikayeleri ve türküleri önemli bir yere sahiptir. Bu ağıt ve türkülerin en başta geleni ise Yozgat Sürmelisidir. Yöre insanının duygularına tercüman olan "Sürmeli" her yıl Haziran ayı ortalarında, içerisinde bir çok etkinliğin bulunduğu bir festival olarak kutlanmaktadır. Yozgat türkülerinde hasret, sevda ve hepsinden daha çok yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgatı en iyi anlatan türkü Yozgat Sürmelisi'dir. Sürmeli türküsünden bir dörtlük şöyledir:

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez, del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var


Yozgat halk oyunları bakımından da oldukça zengindir. 15 kadın, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır.

Kadın Oyunları:
Çümbüş, davul zurna, tef, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanmaktadır. Kadın oyunlarından bazıları şunlardır;
Burçak tarlası, kunduralım, narinlim, feyli turnam, dariney dariney, leblebici, loli, keçeçi baba, vıy vıy karanfil.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; üç etek, entari, şalvar, çorap, önlük, çarık ve bel boncuğu.

Erkek Oyunları:
Yozgat ağırlaması, poppili, yerli gelin, cemo, çekirge, aynalı, kamalı ve sinsindir.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; göynek, delme yelek, potur, çorap, çarık, şal kuşak ve yağlık.

                                                                 Yozgat'a Nasıl Gidilir?

İlin karayolu ve demiryolu ulaşımı mevcuttur. En yakın havalimanı 220 km mesafedeki Ankara ve Kayseri Havalimanlarıdır.

Karayolu: İlin karayolu ile diğer illere bağlantısı vardır. Kent merkezinde yer alan terminale ulaşım şehir içi minibüsleriyle sağlanmaktadır.

Otogar Tel: (+90-354) 2125808

Demiryolu: Ankara-Kayseri ve Doğu Anadolu bölgesine bağlantıyı sağlayan demiryolu Yozgat'tan geçmektedir. Yerköy, Şefaatli ve Yeni Fakılı İlçelerinde Tren istasyonu bulunmaktadır. Gar istasyonları ilçe merkezlerindedir.

Yerköy Gar İstasyonu
Tel: (+90-354) 516 26 64
Şefaatli İstasyonu
Tel: (+90-354) 564 11 72
Yenifakılı İstasyonu
Tel: (+90-354) 612 10 18
   

                                                                    Yozgat Yemekleri

ARABAŞI



MALZEMESİ
Hamur İçin:
Bir ölçü Un
6 Ölçü Su
Tuz

Çorba İçin:
Tavuk veya Hindi
Bir Kaşık Yağ
Bir Kaşık Salça
Tuz, karabiber, Kırmızı Biber
Bir Miktar Un

YAPILIŞI
Altı ölçek su bir kapta kaynamaya bırakılır. Öte yandan bir ölçek un yeteri kadar su ile karıştırılarak bulamaç haline getirilir. Bu karışım kaynamakta olan suya boşaltılarak bir süre oklava ile karıştırılır. Bir iki taşım kaynayıp kıvama geldikten sonra ateşten indirilip, sulanmış tepsiye dökülerek eşit miktarda dağılması sağlanır. Soğumaya bırakılır.

Diğer taraftan altı kaşık un bir kaşık yağ ile birlikte hafif ateşte pembeleşinceye kadar kavrulur. Soğuk su ilave edilerek bir tencerede kaynamakta olan tavuk suyunun içine boşaltılıp yeteri kadar tuz ilave edilip 15 dakika kaynatılır. Tavuğun göğüs etleri küçük parçalara ayrılıp çorbanın içerisine atılır.

Soğumaya bırakılan hamur ıslak bir bıçakla baklava dilimleri şeklinde kesilir. Tepsinin ortası çorba kasesi sığacak şekilde açılır,açılan yere çorba kasesi yerleştirilir,kesilen hamurlar kaşık üzerine yerleştirilerek çiğnenmeden yutulur.

********************

MADIMAK



MALZEMESİ

1.5 kilo Madımak
Bir kase yoğurt
150 gram Pastırma
Bir iki diş sarımsak
Tuz, biber, yağ, salça

YAPILIŞI
1.5 kg. madımak temizlendikten sonra satırla kıyılarak iyice küçültülür. Bir tencereye yağ, salça, pastırma konularak kavrulur. Kıyılan madımak üzerine ilave edilir. 15 dakika pişirildikten sonra servis yapılır. Sarmısaklanmış yoğurt isteğe göre sos olarak kullanılır.

********************

TESTİ KEBABI



MALZEMESİ

1 adet Testi
3 kilo Kuşbaşı et
1 kilo Domates
300 gram Sarımsak
200 gram Sivri biber
200 gram Tereyağı
Karabiber, tuz

YAPILIŞI
Doğranmış domates, sivri biber ve sarımsak kuşbaşı ete katılarak ezmeden iyice karıştırılır. Yeterince tuz ilave edilir.

Testi içi iyice yıkandıktan sonra karıştırılan malzeme testinin içerisine doldurulur. En üste tereyağı konulur. Testinin ağzı hamur ile kapatılır ve ortası hafif açılır. Genellikle açık havada odun veya meşe kömürü yakılmış bir ateşte pişirilir. İki saate yakın bir zamanda pişen yemeği ilk defa yapanlara meşe kömürüyle yapmaları tavsiye edilir. Yemek piştikten sonra testi kırılarak yemek testinin içinden servis yapılır.

                                                                   Yozgat Sürmeli Festivali

Yozgat son yıllarda ekonomik alanda hızla ilerleyen, gelişen ve adı sıkça duyulan bir şehir haline geldi. Gerek siyasi, gerek sosyal ve gerek kültürel, gerekse ekonomik anlamda Yozgat daha iyi nasıl tanıtılır? Aklımıza gelen bu soru yüksek sesle sorulduğunda alternatif tanıtım düşünceleri ortaya çıktı. Festival ve şenliklerin bu tür tanıtımlardaki üstlendikleri rollerden hareketle, ileriki yıllarda gelenekselleşmesi amacıyla bir festival yapma fikri oluştu. Festivale isim olarak ağıtlarımıza, aşklarımıza, hasretimize, acımıza ve sevdamıza konu olan "Sürmeli" akla geldi. Sürmeli festivalinin birincisi 10-15 Haziran 2000 tarihleri arasında çok geniş katılımla gerçekleştirildi.

                                                                     Yozgat Efsaneleri

CAMİ TEMELİNİN SAĞLAM OLMASI:
Büyük Caminin temeli kazıldığında temelden su çıkar. Temele ardıç ağaçları çaprazlama atılarak temel duvarı örülür. Temel duvarının örülmesinden sonra caminin ustabaşı ortalıktan kaybolur, ve cami inşaatı devam etmez. Yedi yıl sonra ustabaşı gelir caminin inşaatına devam ederek camiyi tamamlar. Niçin kaybolduğu sorulunca: "Cami temelinin yerleşip yerleşmediğini ölçtük. Böylece camiyi sağlama aldık. Bu cami duvarı kolay kolay çatlamaz." der.

CUMADA HIZIR BULUNMASI:
Bir gün Büyük Cami inşaatına harç karan amelelerden birinin yanına ak sakallı ihtiyar bir adam gelir. Camiye emeğinin geçmesi için çalışan işçiden küreği alır, bir müddet harç kardıktan sonra küreği tekrar işçiye vermek ister. İşçi küreği geri almaz ve ihtiyara: "Ben senin kim olduğunu biliyorum. Her sabah namazında bu camide olacağına söz verirsen küreği alırım. Yoksa almıyorum." der. "Her sabah namazı için söz veremem ama, her kandil ve cuma namazlarında bu camide olacağıma söz veriyorum." diyen ihtiyarın elinden işçi küreği alır. Ak sakallı, fani görünüşlü Hızır oracıkta kaybolur. Halk Hızır Aleyhisselâm'ın her cuma ve kandil namazlarında Büyük Cami'de olduğuna inanmaktadır.

ÇAMLIK SÖYLENCESİ:
Yozgat'ın en ünlü dinlenme yeri Çamlıkla ilgili söylenceye göre; Çamlığa ilk fidanı Aslı'nın ardından diyar diyar dolaşan Kerem dikmiştir. Yolu Yozgat yöresine düşen Kerem Aslısını sormuş, bulamayınca Çamlığın bulunduğu kıraç yamaca bir fidan dikmiş; "Bu çamdan nice çamlar filizlenir, koruk olur, bizi söyler bizi fısıldar." deyip yollara düşmüştür. O gün bu gündür çamlık, hafif bir yelde sevda türküleri söyler, içli sevgi ezgileri fısıldar. Sevdalıların buluştuğu Çamlık için böyle bir efsane söylenir halk arasında.

GELİN KAYASI:
Yozgat Nohutlu Tepesinin arkasında bulunan cehrilik yakınlarında deveye binmiş geline benzeyen kayalar bulunmaktadır. Bu kayalara "Gelin Kayası" denir. Köyün birinden gelin alayı gelmektedir. Eşkıyalar gelin alayını çevirirler. Niyetleri kervandaki gelini alıp esir pazarında satmaktır. Gelin alayının erkekleri eşkıyalarla vuruşurlar ve hayatlarını kaybederler. Eşkıyalar gelini ve damadı yakalamak üzeredirler. Yakalanacaklarını anlayan gelin ve damat Allah'a dua ederler. "Allah'ım bizi bu eşkıyaların eline düşürme, bizi ya taş et, ya kuş et." Duaları kabul olunur. Güzel gelinle birlikte eşkıyalar, develer ve atlar oracıkta taş olurlar. Damat ise kuş olup gökyüzüne uçuverir. Güzel gelinin ağlarken gözünden döktüğü yaşlar sel olur ve orada kırmızı lalecikler bitmeye başlar. Zamanla bu laleler tüm tepeyi kaplar. Eğrice'de (Mayıs'ın ikinci haftasında) cehrilik laleleri kırmızı kırmızı açar ve beyaz güvercinler gökyüzünde süzülürler. Yozgatlı avcılar buradaki güvercinlere kesinlikle ateş etmezler.

KIZLAR KAYASI (Çekerek/Yozgat):
Çekerek'ten Zile'ye giderken Çekerek ırmağının yanında Cenevizler döneminde yapılmış yüksek ve sivri bir kayanın üzerinden ırmak yönüne doğru ve toprak altında yaklaşık iki yüz merdivenle inilen bir kaya vardır.Söylentiye göre; kayanın doğusundaki yüksek tepeye yerleşenler Irmaktan su almak için bu merdivenleri yapmışlardır. Bir Rum Beyinin hasta kızı için bu merdivenleri yaptırdığı da rivayet edilmektedir. Bir başka rivayete göre ise keşişin birinin güzel bir kızı varmış, iki genç, bu kızı isterlermiş. Keşişin işe kızını her iki gence de vermek gibi bir niyeti yokmuş. Gençlerden birine bu yüksek kayadan girilerek merdivenlerle Irmağın karşı tarafına geçilecek bir yol yapmasını; öteki gençten ise ırmağın üzerinden geçecek bir köprü inşaa etmesini ister. Kim önce bitirirse kızı ona verecektir. (Kızlar Kayasından 500 mt. aşağıda bu köprünün ayakları mevcuttur.) iki gençten biri köprüyü, diğeri merdivenli geçit tünelini yapar. Ancak birbirlerinden haberdar değildirler. Keşiş köprüyü yapan gence ötekinin daha önce bitirdiğini kızı ona vereceğini söyler. Bunu duyan genç kafasına külüngü vurarak kendini öldürür. Keşiş daha sonra kayayı oyan gence, kızı köprüyü önce bitirdiği için öteki gence verdiğini söyler. Bunun üzerine bu genç de kendisini yüksek kayalardan aşağı atarak öldürür.

YOZGAT'TA KIŞ:
Kışa sormuşlar;
- Nerede bulunursun ?
- Erzurum'da
- Orda yok isen
- Sivas'a bakın
- Orada da yoksan ?
- Mutlaka Yozgat'ta olurum! demiş.
Şair Fenni de bir beytinde: "Haşa lamyezelsin karışılmaz işine Yozgat'ın bir ay yazı var, onu da kat kışına." der.

SARIKAYA KAPLICALARININ EFSANESİ (KRAL KIZI HAMAMI):
Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcalarının efsanesi halk arasında şöyle anlatılır: Kayseri'de oturan Roma Krallarından birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Kral kızını birçok hekimlere götürür, tedavisi için her şeyi yapar. Ama güzelliği dillere destan bu kızın derdine çare bulunamaz. Kızın hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte kız artık yürüyemez bir haldedir. Ayakları tutmamaktadır, dizleri küt olmuştur. Bugünkü adıyla kızın hastalığı romatizmadır. O günlerde Sarıkaya sazlık ve bataklıktır. Sıcak suyun olduğu yerde küçük bir gölet oluşmuştur, balçık halinde çamurlu bir hamamdır burası. Kral küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezsin diye gönderir. Artık ömrünün sayılı günlerini yaşayan zavallı kız avunmak için bu çamurlu gölet kenarında dolaşmakta, zaman zaman da arkadaşlarıyla çamurlara girmektedir. İşte gezmek ve avunmak için girdiği çamurlar ve sıcak su kıza iyi gelir. Bir müddet burada kalır, gün geç tikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar. Küt dizleri açılır yavaş yavaş adım atmaya, yürümeye başlar. Sonunda tamamen iyileşen güzel kızın buradaki sıcak sudan iyi olduğu anlaşılır. Bunun üzerine kızın babası kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafını kesme büyük taşlarla çevirttirir, önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Yetmiş bin nüfuslu bu şehrin adı "Öper" veya "Hoperi"dir. Şehrin ulaşımı ise Sarıkaya'nın Beştepeler mevkiinden geçen Yozgat ve Kayseri şoselerinden sağlanmaktadır. Bu büyük şehir bir deprem sonucu yok olmuştur, sadece hamamların olduğu yer kalmıştır.


KERKENES DAĞI EFSANESİ:
Melik Acem, Keykubat'ın oğlu Keykavus Acem toplumundandır. O zaman Türk islam Efrasyab yidinde bulunuyordu. Nahiyeyi sebah Yemen ve hatta M.ö. 4000 yıllarında yaşamış olan Süleyman (A.S.) yidinde bulunan şehirlerdir. Keykavus Süleyman Peygamberden çalışkan, yiğit insanlar istedik! "Benim yidimde bulunsunlar onlara şehir yaptıracağım" dedi. Süleyman (A.S.) da istediği insanlardan Keykavus'un emrine verdi. Rüstem Destan Subaşılık görevi yürütüyordu. Keykavus'un Siyaveş isminde bir oğlu oldu. Oğlunu Rüstem Destan'ın emrine verdi, iyi yetişmesi ve askerlik bilgisinin artırılması için onun yanında bulunmasını istedi. Keykavus şehir inşasına uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda 7 fersah (Fersah=5 KM.) o şehrin etrafına da 4 kat metin boru yaptılar, şehrin inşasını tamamladıktan sonra, insanlar gelip şehre yerleştiler, o şehrin ismini de Kerkenes koydular, insanlardan bu şehrin güvenliğini sağlamak için belli bir grup nöbetçi koydu. Ama deprem neticesinde Kerkenes viran oldu, insanlar şehrin yerle bir olmasını engelleyemediler. Bunun üzerine Keykavus güvenliği sağlamakta görevli bulunan nöbetçileri ve diğer ilgilileri öldürttü, şehir neticede viran oldu. Keykavus hayatta bulunan birlikleri ile Yemen'e vardı. Padişah ile birlikte savaşarak Keykavus ve taraftarları yenildi.

                                                                       Yozgat Antik Kentler

Kerkenes Harabeleri
Sorgun ilçesine yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunan Şahmuratlı Köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenes Harabeleri Şahmuratlı Köyüne 5 kilometre mesafededir. Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Med'ler Kerkenes Dağı üzerinde Heredot tarihinde Piterya adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Şehrin surları halen geniş bir alanı kaplamakta ve gözle görülebilmektedir. Yine Heredot'a göre Med'ler ile Lidya'lılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşlar burada olmuştur. Halen antik şehrin bilimsel kazı ve yüzeysel araştırmaları Dr. Geoffrey Summers başkanlığında bir ekip tarafından yürütülmektedir.

Büyüknefes (Tavium)
Büyüknefes Yozgat-Haydarbeyli yolu üzerindedir. En geç Orta Tunç Çağında, Büyük Kale ve Küçük Kale aralarındaki bölgeyi kapsayan büyük bir merkez mevcuttur. Tavium Asur ticaret kolonilerinden (Karum) ile özdeşlenebilir. Kentte tespit edilen kalıntılar kentin demir çağında yoğun bir yerleşim alanı olduğunu göstermiştir. Daha sonraları Helenistik, Galat, Erken Bizans ve Geç Bizans dönemlerine rastlamaktadır. Erken Bizans döneminde kent en büyük boyutlarına ulaşırken, terk edilmesi Geç Bizans dönemine rastlamaktadır. Büyüknefes köyünde bulunan Tavium antik kenti ile ilgili bilgilerin gün ışığına çıkabilmesi için Prof. Karl Strobel başkanlığında bir ekip tarafından bilimsel çalışmalara devam edilmektedir.

Çeşka Yer Altı Şehri
Yozgat ili Merkez ilçesi Kirazlı mevkiinde yer alan bu yer altı şehrinin güney, kuzey ve batı yönünden olmak üzere üç ayrı giriş kapısı bulunmaktadır. Ancak bu giriş kapıları günümüzde dolmuş olarak bulunmaktadır. Kuzeydeki küçük giriş kapısından alçak ve dar bir galeri ile bir odaya ve odadan yine galeri ile etrafında odalar bulunan bir salona girilmektedir. Salona açılan diğer galerinin dolmuş olduğu görülmektedir.

Alişar Höyüğü
Yozgat'ın 45 kilometre güneydoğusunda, Yozgat-Sarıkaya karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bu höyük 1927 yılında Alman Wonder Osten tarafından kazılmış ve kazılar 1935 yılına kadar sürdürülmüştür. Burada yapılan kazılarda kalkolitik d

yozgat 66

Yozgat Genel Bilgi


Yozgat Genel Bilgi

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Yozgat’ın topraklarının küçük bir bölümü de Karadeniz Bölgesi’ndedir. Doğusunda Sivas, güneyinde Kayseri ve Nevşehir, batısında Kırşehir ve Kırıkkale, kuzeyinde Amasya ve Çorum kuzeydoğusunda da Tokat illeri ile çevrilidir.

İç Anadolu Bölgesi’ndeki en geniş platolarından Bozok Platosu üzerinde yer alan Yozgat’ın toprakları dalgalı ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlin kuzey kesimini Deveci Dağları’nın (1.907 m.) uzantıları, doğusunu Akdağlar, güneyini Kurşunlu Dağı (1.786 m.), kuzeybatısını Zincirli Dağı (1.633 m.) engebelendirmektedir. Bozok Platosu’nun kuzeyinde boydan boya uzanan Deveci Dağları Yozgat ile Tokat İlleri ile İç Anadolu ve Karadeniz Bölgeleri arasında doğal bir sınır oluşturmaktadır. Ayrıca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusundaki Akdağlar’ın en yüksek noktaları Hamzasultan Tepesi (2.281 m.), SırıklıDağ (2.090 m.) ve Geyiklidağ (1.933 m.)’dır. Kızılırmak vadisi boyunca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Akdağ’lar, Kızılırmak’ın akış yönünü belirlemiş, ayrıca Yozgat’ın Sivas ile arasındaki doğal sınırını oluşturmuştur. Korkenez Dağı (1.524 m.), Yazır Dağı (1.683 m.), Dağnı Dağı (1.755 m.), Keklicek Dağı (1.369 m.), Güvencik Dağı (1.607 m.) ilin diğer yükseltileridir.

Yozgat’ın orta kesimini dalgalı düzlükler şeklinde Bozok Platosu kaplamaktadır. Akarsu vadilerinin yer yer parçaladığı bu plato deniz seviyesinden 1.200-1.400 m. yüksekliktedir. Ayrıca bu plato ilin başlıca tarım alanıdır. Bozok Platosunun güneyi lavlarla kaplı olup, akarsular burada derin vadiler oluşturmuştur. İldeki tepeler arasında alüvyonların çökmesi ile ovalar oluşmuştur. Bunların başında Boğazlıyan ve Yerköy ovaları gelmektedir. Boğazlıyan Ovası, Boğazlıyan ilçesinin batısındaki tepelerden inen dere ve çayların taşıdığı alüvyonlarla kaplıdır. Yerköy Ovası ise, Delice Irmağı’nın taşıdığı alüvyonların çöküntü alanıdır. Bunların dışında Sarıkaya ilçesinin 5-6 km. kuzeyindeki ova sellerin taşıdığı alüvyonlardan oluşan taban ovasıdır. Vadi kenarlarında ve dağ eteklerinde sellerin taşıdığı alüvyonlardan oluşmuş birikinti konileri bulunmakta olup, bunlar daha çok Karamağara Deresi’nin vadi kenarında belirgin biçimde görülmektedir.

İl topraklarından kaynaklanan sular Kızılırmak ve Yeşilırmak aracılığı ile Karadeniz’e dökülmektedir. Bu suları Yeşilırmak’ın kollarından Çekerek Çayı ile Kızılırmak’ın kollarından delice Irmağı toplamaktadır.Ayrıca Akdağların doğu ve güneydoğu yamaçlarından kaynaklanan küçük dereler de ilin dışında Kızılırmak’a katılır. Bunlardan delice Irmağı’nın kollarından Konak Çayı üzerinde kurulmuş olan Gelingüllü Barajının yapay bir gölü de bulunmaktadır.

Doğal göllerin bulunmadığı ilde akarsu yataklarının yapısı uygun olduğu için çok sayıda sulama, içme suyu ve taşkın koruma amaçlı barajlar yapılmıştır. Barajların gerisindeki göletlerde toplanan sular yöresel olarak küçük çapta iklim yumuşamalarına da yol açmıştır.

Yozgat’ın jeolojik yapısında dikkat çeken bir özellik de, yer altı sularının çok fazla değişik yerlerde kaynak olarak yer üstüne çıkmasıdır. Bu nedenle Yozgat yer altı suları bakımından oldukça zengindir.

Yüzölçümü 14.123 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 682.919’dur.

İlde İç Anadolu Bölgesi’ne özgü Karasal iklim hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak; kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yaz ile kış; gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkları yüksektir. Sert iklim koşulları, Yeşilırmak havzasına giren Çekerek Vadisi’nde biraz yumuşamakta, az da olsa Karadeniz ardı ikliminin etkileri görülmektedir.

Yozgat’ın bitki örtüsü step görünümündedir. Eskiden geniş alanları kaplayan ormanlar tahrip edilmiştir. Akdağlardaki ormanlar alçak kesimlerde meşe, yüksek kesimlerde de sarıçam ve ardıçlardan oluşur. İl merkezinin yakınındaki Yozgat Çamlığı ise karaçamlarla kaplıdır.
Akdağmadeni, Çayıralan, Çekerek ve Merkez ilçe, ormanların en yoğun olduğu alanlardır.

İlin ekonomisi tarım, tarıma dayalı sanayi, hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında, arpa, buğday, şeker pancarı, yeşil mercimek, patates, nohut, soğan, fiğ, kavun ve karpuz gelmektedir. Sebze ve meyvecilik az miktarda yapılmaktadır. Hayvancılık yaygın olup, sığır, manda, koyun, kıl keçisi ve Ankara keçisi yetiştirilir. Tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır.
Kalkınmada ikinci derecede öncelikli iller kapsamındadır. Başlıca sanayii kuruluşları; un, bira, yem, deri, bitkisel yağ, çivi, çimento, prefabrik konut, tuğla ve briket fabrikalarıdır. Ayrıca orman ürünlerini işleyen, dokumacılık yapan, tarım araçları üreten atölyeler bulunmaktadır.

Yer altı kaynakları yönünden oldukça zengin olan Yozgat’ın Akdağmadeni yöresinde demir, flüorit, grafit, tuğla-kiremit hammaddesi, Çayıralan’da mermer, Sarıkaya’da demir, Sorgun’da linyit, Şefaatli’de flüorit, Yerköy’de çimento hammaddesi ile kaya tuzu yatakları bulunmaktadır. Ayrıca Boğazlıyan, Sarıkaya, Sorgun ve Yerköy’de maden suyu kaynakları bulunmaktadır.

Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nin güneyindeki Alişar Höyük’te yapılan kazılarda ele geçen buluntular yöredeki ilk yerleşimin Kalkolitik Çağda (MÖ.5500-3500) başladığını göstermiştir. MÖ.XVII.yüzyılın başlarından itibaren Hititler buraya yerleşmiştir. Nitekim Sorgun ilçesindeki Kerkenes Kalesi, Boğazlıyan’da çalapverdi ve diğer köylerde yapılan kazılarda Hititlerin yörede yaygın biçimde yerleşmiş olduğunu gösteren buluntularla karşılaşılmıştır.

MÖ.1200’lerde Deniz Halkları denilen Yunanistan’dan gelen Koloni gruplarının arkasından yöre, Friglerin egemenliğine girmiştir. MÖ.VII.yüzyılda Kimmerlerin, MÖ.VI.yüzyılda Lydialıların ve ardından Perslerin yönetimine geçen yöre MÖ.334’te Büyük İskender tarafından ele geçirilmiştir. İskender’in ölümünden sonra kısa bir süre Kapadokya Krallığı buraya hakim olmuş, ardından Anadolu’yu istila eden ve göçebe bir kavim olan Galatlar buraya yerleşmiş, İç Anadolu’da kurdukları Galatia Devletinin bir bölümü de Yozgat’ı içerisine almıştır. Bu nedenle de Yozgat’ın bulunduğu yer, Galatların Ata Yurdu olarak isimlendirilmiştir.

MÖ.II.yüzyılın başlarında kurulan Galatia Krallığı bir süre Pergamon ve Pontus krallıklarına bağlı kalmış ve MÖ.85’te Roma’nın egemenliğini kabul etmişlerdir. Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Anadolu ile birlikte Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun sınırları içerisinde kalmıştır. Bu dönemde Arap akınları, Sasaniler bu bölgeyi ele geçirmeye çalışmışlarsa da sürekli bir hakimiyet kuramamışlardır. Bizans’ın Armeniakon, Kharsianon ve Sebasteia Themalarının içerisinde kalan Yozgat’a Malazgirt Savaşı’ndan önce Türkmen boyları yerleşmeye başlamıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Oğuzların Kızılkocalu, Salmanlu, Ağcalu, Çiçeklu, Zakirlu, Mesudlu, Ağcakoyunlu, Kavurgalu, Demircilu, Şam Bayadı, Söklen, Hisar Beglü, Karalu boyları Yozgat yöresine yerleşmişlerdir. İldeki bir çok yerleşim yeri yakın tarihlere kadar bu isimler ile tanınıyordu. Yozgat yöresine Oğuzların Bozok boyu yerleştikten sonra da yöre bir süre Bozok ismi ile anılmıştır.

Danişmendliler bir süre yöreye egemen olmuş, XII.yüzyılın ikinci yarısından sonra da yöre, Anadolu Selçuklularının sınırları içerisine girmiştir. XIII.yüzyılda Baba İshak isyanı ve Babâilik yöreyi etkilemiş, XIV.yüzyılın başlarında da İlhanlı, Eretna Beyliği ve Kadı Burhaneddin devleti yöreye hakim olmuştur. Kadı Burhaneddin’in 1398’de öldürülmesinden sonra Yıldırım Beyazıt yöreyi Osmanlı topraklarına katmışsa da Timur 1402-1403’te Yozgat ve çevresini ele geçirmiştir. Timur’un Anadolu’dan ayrılmasından sonra Osmanlı şehzadeleri arasında çıkan saltanat kavgaları sırasında Yozgat ve çevresi zor günler geçirmiştir. Çelebi Mehmet zamanında Yozgat ve yöresi 1413’te yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Yavuz Sultan Selim zamanında Yozgat ve çevresinde baş gösteren Celali İsyanlarından yöre büyük ölçüde zarar görmüş, ve isyanlar bastırılmıştır. Kanunî Sultan Süleyman zamanında arazi yenilenmesi sırasında 1526’da yeniden karışıklıklar çıkmış ve bunlar kısa sürede kontrol altına alınmıştır.

XVII.yüzyılın sonlarında Türkmen boylarından Çapanoğulları Bozok’ta büyük güç kazanmıştır. Çapanoğullarından Ahmet Ağa, Mütesellimliğe (Vergi toplayan görevli) getirilmiştir. Bu görevde başarı göstermiş, Kapıcıbaşı payesi ile ödüllendirildikten sonra Yozgat ve yöresinde imar işlerine girişmiştir. Ayrıca 1755’te İstanbul’da baş gösteren et sıkıntısını gidermiştir. Buna karşılık da Bozok sancağı Çapanoğlu Ahmet Ağa’ya verilmiştir. Bunun sonucu olarak Çapanoğulları yörede kuvvetli bir konuma gelmiş, halka yaptığı baskılardan ötürü saraya sık sık şikayet mektupları yazılmıştır. Bunun üzerine Osmanlı Hükümeti Ahmet Ağa’ya yapmış olduğu zulümlere son vermemesi durumunda malikanesinin elinden alınacağı bildirilmiştir. Ahmet Ağa buna rağmen Maraş Valiliği’ne de göz dikmiş ve 1765’te idam edilmiştir. Bundan sonra Çapanoğulları Yozgat yöresinde etkinliklerini yitirmişlerdir. 1768’de Mütesellim olan Mustafa Bey saray ile iyi geçinmiş, devlete asker ve malzeme yardımında bulunmuş ve Çapanoğulları 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmuşlardır. Çapanoğulları Mustafa Bey’den sonra kardeşi Süleyman Bey zamanında da saray tarafından desteklenmiş ve kendisine mukataa olarak Bozok verilmiş, ayrıca Çapanoğulları Amasya, Şarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maraş, Antep, Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereğlisi, Niğde, Nevşehir, Kırşehir ve Ankara’da da büyük bir nüfuza sahibi olmuşlardır. Çapanoğullarının bu konumu XX.yüzyılın başlarına kadar sürmüştür.

XIX.yüzyılın sonlarında Ermenilerin Hınçak Komitesi Yozgat’ta büyük faaliyet göstermiştir. Boğazlıyan’da propaganda yaparak Yozgat Mutasarrıfı Leon Efendi aracılığı ile İngilizlerle bağlantı kurup, İstanbul Hükümeti üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır. Bu arada Ermeni çeteleri Yozgat yöresinde soygunlara başlamıştır. Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin artması üzerine Osmanlı Hükümeti Tehcir Kanununu çıkararak casusluk ve vatan hainliği yapan köy ve kasabaları boşaltmış ve diğer yerlere sevk etmiştir.

Osmanlı Hükümeti’nün bu kanununu dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesini ateşe vermişler, bölgeye gönderilen jandarmalarla çatışmışlardır. Bu olayların meydana geldiği sırada Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri Bakanlığı’ndan gelen telgraf emri ile Ermenilerin 24 saat içerisinde bölgeden çıkarılarak Suriye’ye sevk edilmelerini uygulamak istemiştir. İstanbul Hükümeti İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan isyanına neden olanların cezalandırılmasını istemiştir. Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiası ile yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni komiteciler çoğunlukta olduğu gibi İngiliz yüksek komiserliği de bir çok yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine mahkemede sanık olan Kemal Bey ve avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir savunma yapmıştır:

“Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”

Kemal Bey’in bu sözlerinden sonra yalancı şahitler, olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira etmişler.Buna karşılık Kemal Bey de: “Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikayetçi gelmemiştir. İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu şikayetlerle karşılaşıyorum” demiştir.

Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asılması için Mahkeme Başkanı Hayret Paşa’ya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine “Nemrut” lakabıyla anılan Mustafa Paşa getirilmiştir.

Kemal Bey 8 Nisan 1919’da idama mahkum olmuş, ancak Padişah Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da Şeyhülislam’ın fetvası ve İngilizlerin baskısı ile Kemal Bey İstanbul’a getirilerek, Beyazıt Meydanı’nda idam sehpasına çıkarılırken son sözü sorulduğunda; halka dönerek: “Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” demiştir. Bunun üzerine halk “Kahrolsun böyle adalet” diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey sözlerine devamla: “Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet...” demiştir.

Kemal Bey’in idamı İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanmış, Kadıköy’de büyük bir cenaze töreni yapılmıştır.

TBMM 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla “Milli Şehit” olarak kabul etmiş ve
Boğazlıyan’da bir mahalle ile bir okula “Milli Şehit” adı verilmiştir.

Kurtuluş Savaşı sırasında yörede Kuvayı Milliye’yi zor duruma düşüren bir isyan çıkmıştır. Yozgat Mutasarrıfı Necip Bey Kuvayı Milliye’ye karşı olumsuz bir tutum içerisinde olmuş ve İstanbul Hükümetinin yanında yer almıştır. Bunun üzerine Çapanoğulları ayaklanarak 14 haziran 1920’de Yozgat’ı işgal etmişlerdir. Ankara Hükümetince isyanı bastırmak üzere Çerkez Ethem kuvvetleri buraya gelmiş ve 27 Haziran 1920’de isyanı bastırmıştır. Bunun ardından Eylül 1920’de isyancılardan oluşan Akdağmadeni alayı Yunanlılar ile savaşmaya gitmeyi reddetmişler ve bunun üzerine yörede ikinci bir ayaklanma baş göstermiştir. İsyancılar Amasya-Tokat arasındaki Çengelhanı işgal etmiş, Kırşehir’in Nogalkızı Köyü’nde de Kuvay-ı Seyyare’yi pusuya düşürmüşlerdir. Bunun üzerine ikinci Kuvvay-ı Seyyare ayaklanmaları bastırmıştır. Bu ayaklanmanın en önemli yanı da Ankara Hükümeti ile Çerkez Ethem arasındaki ilk siyasi ayrılığın baş göstermesidir. Çerkez Ethem, ayaklanmanın böylesine büyük boyutlara ulaşmasında, daha sonra Ankara Vali Vekilliğine getirilen Yahya Galip Bey’in büyük payı olduğunu ileri sürmüştür. Atatürk’ten Yahya Galip Bey’in yargılanmak üzere Yozgat’a gönderilmesini istemiştir. Ancak, TBMM Çerkez Ethem’in bu isteğini geri çevirmiştir.

Cumhuriyetin ilanından sonra il konumuna getirilerek 25 Haziran 1927’de Bozok olan ismi Yozgat olarak değiştirilmiştir.

Yozgat’ta günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Çadır Höyük, Mercimek Tepe Höyüğü, Alişar Höyüğü, Sorgun yakınlarında Şah Muratlı Köyü’ndeki Kerkenes Kalıntıları, Tavium Antik Kenti Kalıntıları, Behramşah Kalesi, Kilise kalıntısı, Çeşka Yer altı Şehri, Karabıyık Köprüsü (1516), Sarayköy Çapanoğlu Cami (1779), Saat Kulesi (1908), Başçavuş Cami (1800-1801), Kayyumzade Demirci Ali Efendi Cami (1804), Cevheri Ali Efendi Camisi (1788), Kızıltepe Köyü Camisi (1816-1817), Kubbeli Cami (1152), Salih Paşa Cami (1813), Şah Ruh Mescidi, Osmanpaşa Türbesi (1240), Görpeli Türbesi , Ali Çelebi Türbesi, Mahmut Çelebi Türbesi, Çerkez Bey Türbesi, Şah Sultan Hatun Türbesi, Çinçinli Sultan Hanı, Hamidiye Saatli Çeşmesi (1901), Divanlı Köyü Mağaraları ve Muteber Divanlıoğlu Konağı, Karslıoğlu Konağı, Nizamoğlu Konağı, Salim Korkmaz evi başta olmak üzere Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadır. Ayrıca Cumhuriyetin erken dönem mimarisine ait ilkokul, askerlik şubesi, hükümet konağı gibi yapılar da onları tamamlamaktadır. Ayrıca ilde Yozgat Çamlığı Milli Parkı, Kadıpınarı Orman İçi Dinlenme ve Mesire yerleri vardır.

                                                                                  İlçelerimiz






















Ünlülerimiz

Yazarlarımız

Taha Akyol
Cnn Türk Tv
Milliyet gazetesi

Saygı Öztürk
Star Gazetesi

Emin Koç
Star Gazetesi

Osman Altuğ
Marmara üniversitesi dekanı

Ahmet Hakan
Kanal 7 Tv

Ekrem Dumanlı
Zaman Gazetesi

Ahmet Şahin
Zaman Gazetesi

Murat Yeni
STV Maceracı Programı Yapımcısı

Saygı Öztürk
Star Gazetesi

Bürokratlarımız

Haşim Kılıç
Anayasa Başkan vekili

Aykut Engin Cengiz
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Baş Savcısı

Niyazi Palabıyık
İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı

H.Avni Karslıoğlu
Başbakanlık Özel Kalem Müdürü

Ünal Çakır
Silopi Kaymakamı

Durmuş Şiddetli
Atina Konsolosluğu

Ahmet Kaplan
Florya Polis Okulu Müdürü

Abdullah Tanır
İstanbul Halk Eğitim Müdürü

Vehbi Berçil
İstanbul Tapu Bölge Müdür yardımcısı

Ömer Tekin
İzmir ulaştırma bölge müdürü

Tuncay Alemdaroğlu
Ankara Yenimahalle Belediye Başkanı

A.Ahmet Açıkel
Filibe Konsolos Muavini

Necati çetin
Kültür Bakanlığı Daire Başkanı

Şairlerimiz

Sani Sarıkaya
1951 Yozgat/Sorgun/Taşpınar doğumlu. Çile Yumağım isimli bir şiir kitabı bulunmaktadır.

Sefil Döndü
1942 Yozgat/Sorgun/Çayözü doğumlu. İçimdekiler adlı şiir kitabının yazarı.

Şakir Arslan
Yozgat'ta doğan yazarımız Ellerim Atatürk'le Kenetli isimli şiir kitabını yazmıştır.

İsmail Büyükerol
1960 Yozgat/Sorgun/Dişli doğumlu. Cam Suyu şiir kitabının yazarı.

Yusuf Özcan
1957 Yozgat/Şefaatli doğumlu. Kervan Yürüten ve Deli Düşlerim Dolunay şiir kitaplarının yazarı.

Osman Yıldız
1943 Yozgat/Sarıkaya/Koçak doğumlu. Günlerin Penceresinden isimli okul şiirleri kitabının yazarı.

Memduh Şenol
1945 Yozgat/Bozok doğumlu. Şah Kartal Göçtü, Ve Aranan Yıllar Geçti, Al Şafağın Habercisi ve Göz Pınarları eserlerinin yazarı.

Bayram Durbilmez
1969 Yozgat Doğumlu yazarımız Vatanımın Bayrağında, Çileli Hayat/ Huzura Hasret ve Öze Çağrı isimli şiir kitaplarını yazmıştır.

Muttalip Taş
1965 Yozgat/Sorgun/Mehmetbeyli doğumlu. Ağıt Sırası isimli şiir kitabının yazarıdır.

Hüzni Baba

Agah Efendi

Nida Tüfekçi

Hasan Çoşkun

N. Abbas Sayar

Ahmet Yozgat

Salim Gülbahçe

Osman Yüksel

Ahmet Sargın

Sanatçılarımız

Bayram Bilge Tokel

Canan Çetin

Cavit Karabey

Erol Baran

Murat Balaban

Neco

Osman Köseoğlu

Pınar öztürk

Selahattin Bölük

Serhat Bölük

Soner Özbilen

Şakir Öner Günhan

Uğur Taşdemir

Güreşçilerimiz / Pehlivanlarımız

GÜREŞÇİLERİMİZ:

Celal Atik

Mustafa Çetinyürek

Nasuh Akar

Ömer Suzan

Yozgatlı Kel Hasan


PEHLİVANLARIMIZ:

Ercan Yıldız

Hasbekli Mahmut

Necmi Gençalp
SPOR

Spor



GÜREŞ:
Yozgat insanının yapısına en uygun spor dalı, kuşkusuz ata sporumuz güreştir. Bu sebepten dolayı ilimizde 1989 yılında açılan güreş eğitim merkezinde 33 sporcu çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kısa zamanda yapılan çalışmaların meyveleri alınmaya başlanmıştır. 7-9 Kasım 1990 tarihlerinde Güreş Eğitim Merkezleri arasında Ankara'da yapılan serbest güreş müsabakasında 30 kg.'da Mahmut ÖZCAN, TÜRKİYE 1.'si, 45 kg.'da Muammer POLAT, TÜRKİYE 2.'si, 73 kg.'da Musa KÖSE, TÜRKİYE 3.'sü olmuşlardır.

Yurt içinde ve yurt dışında başarılar kazanmış, milli marşımızı Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında söyletmiş, bayrağımızı şeref direklerine çektirmiş nice pehlivanlarımız Yozgat toprağından yetişmişlerdir.

İlimizde pehlivan yetişmesi Osmanlı İmparatorluğu zamanında başlar. Saray baş pehlivanlarından Yozgatlı Kel Hasan bunların başındadır. Daha sonraları Hasbekili Mahmut Pehlivan, Sorgun'un Aşağı Cumafakılı Köyünden Molla Seyit, Sorgun'un Faraşlı köyünden H. Ahmet Pehlivanın güreşleri köy odalarında zevkle anlatılmaktadır.

Zamanımızda Şevket ILGAÇ, Mustafa ve Ömer SUZAN kardeşler, Erdoğan ve Sümer KOÇAK kardeşler, Akmağdenli amcaçocukları Tuncer ve Hüseyin TUNCER, Necmi GENÇALP, Seyfullah ŞAHİNGÖZ, merhum Asım Bacaksız, Mehmet ÇEKİÇ, Ali TÜRKMEN, Beytullah KARADAVUT, Şevket ÇAĞLAR, Musa MUŞ gibi başarılı güreşçilerimiz yetişmiş, bunların bir kısmı güreşi bırakarak öğretici durumuna geçmişlerdir.

Yozgat'ta yetişmiş bu pehlivanlarımızdan Milli Marş'ımızı Balkan, Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonalarında çaldırtmış, şanlı bayrağımızı şeref direklerine çektirmiş sporcularımızdan merhum güreşçilerimiz Celal ATİK ve Nasuh AKAR gibi pehlivanlarımız Yozgat'ın ismini bütün dünyaya duyurmuştur.



BASKETBOL:
İlimizda Basketbol sporu 1959 yılında amatör spor kulüplerin kurulmasıyla yaygın hale gelmiştir. Bu yıllarda gerek kulüpler, gerekse okullar bu sporun gelişmesinde önemli rol oynamışlardır.
1970'li yıllarda yaygın hale gelen basketbol sporu Yozgat'ın ismini Türkiye çapında duyurmaya başlamış, 1971-1972 öğretim yılında Yozgat Kız Öğretmen Okulu kız takımı Manisa'da Türkiye 4. sü olmuştur. Kulüplerde Bozokspor kulübü Yozgat'ı gruplarda başarı ile temsil etmiştir.

Bu spor dalı ilkokullarda 1974-1975 öğretim yılında başlatılarak yaygınlaştırılmıl, önce il çapında müsabakalar yapılmış, sonra da gruplara iştirak edilmiştir. Çalışmalar, yakın zamanda başarılı sonucunu vermiş, ilkokullarda grup birinciliği ve Türkiye birinciliğinde arka arkaya başarılar kazanılmıştır. Nitekim 1977-1978 öğretim yılında Mehmet Akif Ersoy İlkokulu, Balıkesir'de yapılan İlkokul Erkekler Arası Türkiye Birinciliğinde Yozgat'a ilk kez Türkiye şampiyonluğunu kazandırmış, aynı okul takımı 1978-1979 yılında Sakarya ilindeyapılan İlokul Erkekler Türkiye Basketbol Birinciliğinde ikinci defa Türkiye şampiyonluğunu ilimize kazandırmıştır.


BİNİCİLİK:
Türklerde at avrat silah üçlüsünün kutsallığı dillerde destandır. Cumhuriyet döneminde ata sporumuz binicilik halk arasında sevilmeye ve ilgi görmeye devam etmiştir. 1971 yılında atlı spor kulübü kurulmuş ve İlmiz de at yarışları ve cirit oyunları kırıklı mevkiinde tertip edilmiştir. Cirit sporu eski yıllarda Cuma namazlarından sonra yapılırdı.

<

SU KAYAĞI:
Yozgat İli Gelingüllü Barajı su sporları için uygun bir yerdir. Sulama amaçlı yapılan Gelingüllü Barajı insanların boş zamanlarında piknik amaçlı ve balık avlaması için gittikleri yerlerdendir. Ayrıca Sürmeli Festivali etkinlikleri içerisine giren Türkiye Su Kayağı şampiyonası elemeleri Gelingüllü barajında yapılmaktadır.



YOZGATSPOR:
1959 yılında Karagümrük adıyla kurulan, kimi zaman kapanma tehlikesi geçiren ama hiçbir zaman centilmenlikten, sportmenlikten uzaklaşmayan Yozgatspor, Yimpaş bünyesine geçtikten 1.5 sene sonra Birinci Lig kapısını araladı. Ligde çok güçlü rakiplerle karşılaşmasına rağmen kısa sürede bu büyük başarıyı yakalayan Kırmızı Siyahlılar, bu sayede 41 yıllık bir özleme de son vermiş oldu.Yimpaş Yozgatspor'un çok uzun yıllara dayanan bir şampiyonluk öyküsü var. Birçok ünlü takım gibi köklü nir geçmişe sahip olmasına karşın, uzun yıllar kıt imkanlar içerisisnde sportmence ligdeki mücadelesini sürdüren Kırmızı Siyahlılar, 1959 yılında "Karagümrük" ismiyle kuruldu. 1961 yılında Yozgat Amatör Küme Futbol Ligi'nde faaliyetini sürdüren Kulübün adı o yıl sonrası yapılan bir genel kurul sonrası, "Bozokspor" olarak değiştirildi.

Bozokspor Kulübü en önemli başarısını, 1982-83 sezonunda yaşadı. Daha önce profesyonel ligde takımı bulunmayan illerin alındığı katılma maçlarına başlamadan önce, Kulüp yönetimini Yibitaş Hoding devraldı. Yozgat Bozokspor, bu ligdeki mücadelesindeYeni Afyonspor ve Adanaspor'un ardından üçüncülüğü elde etti. Bozokspor işin peşini burakmadı. Amatör küme şampiyonluğundan sonra eleme maçlarında da başarılı oldu ve Kahramanmaraşspor'la 2. lige yükselmek için mücadele etti. Bir sezon sonra kurulan Türkiye 3. ligine alınan ilk takım olan Bozokspor, beklenilen sonuçları alamayınca, önce teknik direktör Zeki Özaydın, ardından da Yibitaş Holding yönetimden ayrıldı.

Bozokspor'un adı bir sezon sonra yapılam genel kurul toplantısı ile "Yeni Yozgatspor" olarak değiştirildi. Yeni Yozgatspor 2. Lig'deki ilk sezonunda büyük maddi sorunlar yaşamasına karşın, halkın da desteği ile bunları aşmasını bildi. Kuruluşuna vesile olduğı Türkiye 3. Lig'inde her sezon kendisine iyi bir yer edinen ve ilk 8 takım arasında yeralan Yeni Yozgatspor, 1990-91 yılında kaçırdığı2. Lig'e yükselme şansını bir sezon sonra yakaladı. Ligi 78 puanla Çubukspor'un önünde birinci bitiren Kırmızı siyahlılar, artık 2. Lig'deydi.Türkiye 2. Lig'inde bir sezon mücadele eden Yeni Yozgatspor, 1993-94 sezonunda ligden haftalar öncesi düşmesi kesinleşen Kütahyaspor'a mağlup olunca ligden düştü. Yeni Yozgatspor 3. Lig'de uzun kalmadı. Kulüp başkanlığına yeniden Mehmet Erdemir'in seçilmesiyle hedef Büyüten Kırmızı Siyah'lılar 1994-95 sezonunda tekrar 2. Lig'e çıktı.

2. Lig'de hep üst sıralarda mücadele etmesine karşın, bir türlü Play-Off'a çıkamayan Yeni Yozgatspor, Büyük sıkıntılar içinde iki sezon geçirdi. 1997-98 yılının ilk maçlarında kötü sonuçların alınması sonucu, Yimpaş Holding takıma maddi destek verdi ve Kulübün adı, "YİMPAŞ YOZGATSPOR" olarak değiştirildi. Daha sonra holding yönetim kurulu başkanı Dursun Uyar, takımın Birinci Lig'e taşınması için herşeyin yapılacağı yönünde söz verdi. Bu anlamda 1998-99 sezonunda Teknik Direktörlüğe İlyas Tüfekçi'yi getiren Yimpaş Yozgatspor, Kadrosuna birçok ünlü futbolcuyu transfer ederek lige başladı. Ancak ilerleyen günlere karşın istenilen sonuçlar birtürlü alınamadı. Ligi ancak 6. sırada bitiren Kırmızı Siyahlılar'da İlyas Tüfekçi görevi bıraktı. Daha sonraki sezon Süper Lige yükselen Yimpaş Yozgatspor ligi 7. sırada bitirdi. Sonraki sezon başarısız bir sezon geçirerek 2. Lige düşen takım halen bu ligde mücadelesini sürdürmektedir.

                                                                            Kültür ve Turizm

Yozgat yöresi bu güne kadar yapılan araştırmalara göre bir çok uygarlığı misafir etmiş eski bir yerleşim yeridir. Alişar höyüğü, Büyüknefes harabeleri, Kerkenes harabeleri, Mercimektepe ve Çengeltepe'de yapılan yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında Hititler, Frigler, Medler, Persler, Roma ve Bizans imparatorluklarının bu bölgede hüküm sürdükleri tespit edilmiştir. Bölge Hititlerden günümüze kadar çok önemli kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bilhassa kuzey-güney ve doğu-batı yolları üzerinde bulunması, kültürün yayılması açısından önemini bir kat daha artırmıştır. Osmanlılar zamanında Sivas-Ankara yolu ile Kayseri-Sivas ticaret yolları bölgenin çevre yolu ile olduğu kadar doğu ve batı kültürleriyle ilişkisini de sağlamıştır.

Kültürü bir anlamda "Ulusların Yaşam Biçimi" olarak tanımlayacak olursak, yukarıda sayılan çeşitli uygarlıkların Yozgat'a katkılarını göz ardı edemeyiz. Tarihi kalıntıları, medrese ve camileri, köprüleri, konakları, sarayları, hamamları, edebiyatı, türküleri, manileri, yemekleri ve tabii güzellikleri ile bir kültür kenti olan Yozgat bütün bu güzelliklerini ülkemize ve dünyaya tanıtacak birikime sahiptir.

Anadolu halk edebiyatının bütün türlerindeki zengin yaratmalar Yozgat yöresine ayrı bir önem kazandırmaktadır. Bölgeye mahsus deyimler, halk hikayeleri ve türküleri önemli bir yere sahiptir. Bu ağıt ve türkülerin en başta geleni ise Yozgat Sürmelisidir. Yöre insanının duygularına tercüman olan "Sürmeli" her yıl Haziran ayı ortalarında, içerisinde bir çok etkinliğin bulunduğu bir festival olarak kutlanmaktadır. Yozgat türkülerinde hasret, sevda ve hepsinden daha çok yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgatı en iyi anlatan türkü Yozgat Sürmelisi'dir. Sürmeli türküsünden bir dörtlük şöyledir:

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez, del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var


Yozgat halk oyunları bakımından da oldukça zengindir. 15 kadın, 10'a yakın erkek oyunu ve bir çok oyun havası vardır.

Kadın Oyunları:
Çümbüş, davul zurna, tef, darbuka, keman ve saz eşliğinde oynanmaktadır. Kadın oyunlarından bazıları şunlardır;
Burçak tarlası, kunduralım, narinlim, feyli turnam, dariney dariney, leblebici, loli, keçeçi baba, vıy vıy karanfil.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; üç etek, entari, şalvar, çorap, önlük, çarık ve bel boncuğu.

Erkek Oyunları:
Yozgat ağırlaması, poppili, yerli gelin, cemo, çekirge, aynalı, kamalı ve sinsindir.
Oyunlarda giyilen kıyafetler; göynek, delme yelek, potur, çorap, çarık, şal kuşak ve yağlık.

                                                                 Yozgat'a Nasıl Gidilir?

İlin karayolu ve demiryolu ulaşımı mevcuttur. En yakın havalimanı 220 km mesafedeki Ankara ve Kayseri Havalimanlarıdır.

Karayolu: İlin karayolu ile diğer illere bağlantısı vardır. Kent merkezinde yer alan terminale ulaşım şehir içi minibüsleriyle sağlanmaktadır.

Otogar Tel: (+90-354) 2125808

Demiryolu: Ankara-Kayseri ve Doğu Anadolu bölgesine bağlantıyı sağlayan demiryolu Yozgat'tan geçmektedir. Yerköy, Şefaatli ve Yeni Fakılı İlçelerinde Tren istasyonu bulunmaktadır. Gar istasyonları ilçe merkezlerindedir.

Yerköy Gar İstasyonu
Tel: (+90-354) 516 26 64
Şefaatli İstasyonu
Tel: (+90-354) 564 11 72
Yenifakılı İstasyonu
Tel: (+90-354) 612 10 18
   

                                                                    Yozgat Yemekleri

ARABAŞI



MALZEMESİ
Hamur İçin:
Bir ölçü Un
6 Ölçü Su
Tuz

Çorba İçin:
Tavuk veya Hindi
Bir Kaşık Yağ
Bir Kaşık Salça
Tuz, karabiber, Kırmızı Biber
Bir Miktar Un

YAPILIŞI
Altı ölçek su bir kapta kaynamaya bırakılır. Öte yandan bir ölçek un yeteri kadar su ile karıştırılarak bulamaç haline getirilir. Bu karışım kaynamakta olan suya boşaltılarak bir süre oklava ile karıştırılır. Bir iki taşım kaynayıp kıvama geldikten sonra ateşten indirilip, sulanmış tepsiye dökülerek eşit miktarda dağılması sağlanır. Soğumaya bırakılır.

Diğer taraftan altı kaşık un bir kaşık yağ ile birlikte hafif ateşte pembeleşinceye kadar kavrulur. Soğuk su ilave edilerek bir tencerede kaynamakta olan tavuk suyunun içine boşaltılıp yeteri kadar tuz ilave edilip 15 dakika kaynatılır. Tavuğun göğüs etleri küçük parçalara ayrılıp çorbanın içerisine atılır.

Soğumaya bırakılan hamur ıslak bir bıçakla baklava dilimleri şeklinde kesilir. Tepsinin ortası çorba kasesi sığacak şekilde açılır,açılan yere çorba kasesi yerleştirilir,kesilen hamurlar kaşık üzerine yerleştirilerek çiğnenmeden yutulur.

********************

MADIMAK



MALZEMESİ

1.5 kilo Madımak
Bir kase yoğurt
150 gram Pastırma
Bir iki diş sarımsak
Tuz, biber, yağ, salça

YAPILIŞI
1.5 kg. madımak temizlendikten sonra satırla kıyılarak iyice küçültülür. Bir tencereye yağ, salça, pastırma konularak kavrulur. Kıyılan madımak üzerine ilave edilir. 15 dakika pişirildikten sonra servis yapılır. Sarmısaklanmış yoğurt isteğe göre sos olarak kullanılır.

********************

TESTİ KEBABI



MALZEMESİ

1 adet Testi
3 kilo Kuşbaşı et
1 kilo Domates
300 gram Sarımsak
200 gram Sivri biber
200 gram Tereyağı
Karabiber, tuz

YAPILIŞI
Doğranmış domates, sivri biber ve sarımsak kuşbaşı ete katılarak ezmeden iyice karıştırılır. Yeterince tuz ilave edilir.

Testi içi iyice yıkandıktan sonra karıştırılan malzeme testinin içerisine doldurulur. En üste tereyağı konulur. Testinin ağzı hamur ile kapatılır ve ortası hafif açılır. Genellikle açık havada odun veya meşe kömürü yakılmış bir ateşte pişirilir. İki saate yakın bir zamanda pişen yemeği ilk defa yapanlara meşe kömürüyle yapmaları tavsiye edilir. Yemek piştikten sonra testi kırılarak yemek testinin içinden servis yapılır.

                                                                   Yozgat Sürmeli Festivali

Yozgat son yıllarda ekonomik alanda hızla ilerleyen, gelişen ve adı sıkça duyulan bir şehir haline geldi. Gerek siyasi, gerek sosyal ve gerek kültürel, gerekse ekonomik anlamda Yozgat daha iyi nasıl tanıtılır? Aklımıza gelen bu soru yüksek sesle sorulduğunda alternatif tanıtım düşünceleri ortaya çıktı. Festival ve şenliklerin bu tür tanıtımlardaki üstlendikleri rollerden hareketle, ileriki yıllarda gelenekselleşmesi amacıyla bir festival yapma fikri oluştu. Festivale isim olarak ağıtlarımıza, aşklarımıza, hasretimize, acımıza ve sevdamıza konu olan "Sürmeli" akla geldi. Sürmeli festivalinin birincisi 10-15 Haziran 2000 tarihleri arasında çok geniş katılımla gerçekleştirildi.

                                                                     Yozgat Efsaneleri

CAMİ TEMELİNİN SAĞLAM OLMASI:
Büyük Caminin temeli kazıldığında temelden su çıkar. Temele ardıç ağaçları çaprazlama atılarak temel duvarı örülür. Temel duvarının örülmesinden sonra caminin ustabaşı ortalıktan kaybolur, ve cami inşaatı devam etmez. Yedi yıl sonra ustabaşı gelir caminin inşaatına devam ederek camiyi tamamlar. Niçin kaybolduğu sorulunca: "Cami temelinin yerleşip yerleşmediğini ölçtük. Böylece camiyi sağlama aldık. Bu cami duvarı kolay kolay çatlamaz." der.

CUMADA HIZIR BULUNMASI:
Bir gün Büyük Cami inşaatına harç karan amelelerden birinin yanına ak sakallı ihtiyar bir adam gelir. Camiye emeğinin geçmesi için çalışan işçiden küreği alır, bir müddet harç kardıktan sonra küreği tekrar işçiye vermek ister. İşçi küreği geri almaz ve ihtiyara: "Ben senin kim olduğunu biliyorum. Her sabah namazında bu camide olacağına söz verirsen küreği alırım. Yoksa almıyorum." der. "Her sabah namazı için söz veremem ama, her kandil ve cuma namazlarında bu camide olacağıma söz veriyorum." diyen ihtiyarın elinden işçi küreği alır. Ak sakallı, fani görünüşlü Hızır oracıkta kaybolur. Halk Hızır Aleyhisselâm'ın her cuma ve kandil namazlarında Büyük Cami'de olduğuna inanmaktadır.

ÇAMLIK SÖYLENCESİ:
Yozgat'ın en ünlü dinlenme yeri Çamlıkla ilgili söylenceye göre; Çamlığa ilk fidanı Aslı'nın ardından diyar diyar dolaşan Kerem dikmiştir. Yolu Yozgat yöresine düşen Kerem Aslısını sormuş, bulamayınca Çamlığın bulunduğu kıraç yamaca bir fidan dikmiş; "Bu çamdan nice çamlar filizlenir, koruk olur, bizi söyler bizi fısıldar." deyip yollara düşmüştür. O gün bu gündür çamlık, hafif bir yelde sevda türküleri söyler, içli sevgi ezgileri fısıldar. Sevdalıların buluştuğu Çamlık için böyle bir efsane söylenir halk arasında.

GELİN KAYASI:
Yozgat Nohutlu Tepesinin arkasında bulunan cehrilik yakınlarında deveye binmiş geline benzeyen kayalar bulunmaktadır. Bu kayalara "Gelin Kayası" denir. Köyün birinden gelin alayı gelmektedir. Eşkıyalar gelin alayını çevirirler. Niyetleri kervandaki gelini alıp esir pazarında satmaktır. Gelin alayının erkekleri eşkıyalarla vuruşurlar ve hayatlarını kaybederler. Eşkıyalar gelini ve damadı yakalamak üzeredirler. Yakalanacaklarını anlayan gelin ve damat Allah'a dua ederler. "Allah'ım bizi bu eşkıyaların eline düşürme, bizi ya taş et, ya kuş et." Duaları kabul olunur. Güzel gelinle birlikte eşkıyalar, develer ve atlar oracıkta taş olurlar. Damat ise kuş olup gökyüzüne uçuverir. Güzel gelinin ağlarken gözünden döktüğü yaşlar sel olur ve orada kırmızı lalecikler bitmeye başlar. Zamanla bu laleler tüm tepeyi kaplar. Eğrice'de (Mayıs'ın ikinci haftasında) cehrilik laleleri kırmızı kırmızı açar ve beyaz güvercinler gökyüzünde süzülürler. Yozgatlı avcılar buradaki güvercinlere kesinlikle ateş etmezler.

KIZLAR KAYASI (Çekerek/Yozgat):
Çekerek'ten Zile'ye giderken Çekerek ırmağının yanında Cenevizler döneminde yapılmış yüksek ve sivri bir kayanın üzerinden ırmak yönüne doğru ve toprak altında yaklaşık iki yüz merdivenle inilen bir kaya vardır.Söylentiye göre; kayanın doğusundaki yüksek tepeye yerleşenler Irmaktan su almak için bu merdivenleri yapmışlardır. Bir Rum Beyinin hasta kızı için bu merdivenleri yaptırdığı da rivayet edilmektedir. Bir başka rivayete göre ise keşişin birinin güzel bir kızı varmış, iki genç, bu kızı isterlermiş. Keşişin işe kızını her iki gence de vermek gibi bir niyeti yokmuş. Gençlerden birine bu yüksek kayadan girilerek merdivenlerle Irmağın karşı tarafına geçilecek bir yol yapmasını; öteki gençten ise ırmağın üzerinden geçecek bir köprü inşaa etmesini ister. Kim önce bitirirse kızı ona verecektir. (Kızlar Kayasından 500 mt. aşağıda bu köprünün ayakları mevcuttur.) iki gençten biri köprüyü, diğeri merdivenli geçit tünelini yapar. Ancak birbirlerinden haberdar değildirler. Keşiş köprüyü yapan gence ötekinin daha önce bitirdiğini kızı ona vereceğini söyler. Bunu duyan genç kafasına külüngü vurarak kendini öldürür. Keşiş daha sonra kayayı oyan gence, kızı köprüyü önce bitirdiği için öteki gence verdiğini söyler. Bunun üzerine bu genç de kendisini yüksek kayalardan aşağı atarak öldürür.

YOZGAT'TA KIŞ:
Kışa sormuşlar;
- Nerede bulunursun ?
- Erzurum'da
- Orda yok isen
- Sivas'a bakın
- Orada da yoksan ?
- Mutlaka Yozgat'ta olurum! demiş.
Şair Fenni de bir beytinde: "Haşa lamyezelsin karışılmaz işine Yozgat'ın bir ay yazı var, onu da kat kışına." der.

SARIKAYA KAPLICALARININ EFSANESİ (KRAL KIZI HAMAMI):
Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcalarının efsanesi halk arasında şöyle anlatılır: Kayseri'de oturan Roma Krallarından birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Kral kızını birçok hekimlere götürür, tedavisi için her şeyi yapar. Ama güzelliği dillere destan bu kızın derdine çare bulunamaz. Kızın hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte kız artık yürüyemez bir haldedir. Ayakları tutmamaktadır, dizleri küt olmuştur. Bugünkü adıyla kızın hastalığı romatizmadır. O günlerde Sarıkaya sazlık ve bataklıktır. Sıcak suyun olduğu yerde küçük bir gölet oluşmuştur, balçık halinde çamurlu bir hamamdır burası. Kral küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezsin diye gönderir. Artık ömrünün sayılı günlerini yaşayan zavallı kız avunmak için bu çamurlu gölet kenarında dolaşmakta, zaman zaman da arkadaşlarıyla çamurlara girmektedir. İşte gezmek ve avunmak için girdiği çamurlar ve sıcak su kıza iyi gelir. Bir müddet burada kalır, gün geç tikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar. Küt dizleri açılır yavaş yavaş adım atmaya, yürümeye başlar. Sonunda tamamen iyileşen güzel kızın buradaki sıcak sudan iyi olduğu anlaşılır. Bunun üzerine kızın babası kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafını kesme büyük taşlarla çevirttirir, önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Yetmiş bin nüfuslu bu şehrin adı "Öper" veya "Hoperi"dir. Şehrin ulaşımı ise Sarıkaya'nın Beştepeler mevkiinden geçen Yozgat ve Kayseri şoselerinden sağlanmaktadır. Bu büyük şehir bir deprem sonucu yok olmuştur, sadece hamamların olduğu yer kalmıştır.


KERKENES DAĞI EFSANESİ:
Melik Acem, Keykubat'ın oğlu Keykavus Acem toplumundandır. O zaman Türk islam Efrasyab yidinde bulunuyordu. Nahiyeyi sebah Yemen ve hatta M.ö. 4000 yıllarında yaşamış olan Süleyman (A.S.) yidinde bulunan şehirlerdir. Keykavus Süleyman Peygamberden çalışkan, yiğit insanlar istedik! "Benim yidimde bulunsunlar onlara şehir yaptıracağım" dedi. Süleyman (A.S.) da istediği insanlardan Keykavus'un emrine verdi. Rüstem Destan Subaşılık görevi yürütüyordu. Keykavus'un Siyaveş isminde bir oğlu oldu. Oğlunu Rüstem Destan'ın emrine verdi, iyi yetişmesi ve askerlik bilgisinin artırılması için onun yanında bulunmasını istedi. Keykavus şehir inşasına uzun ve yorucu çalışmalar sonucunda 7 fersah (Fersah=5 KM.) o şehrin etrafına da 4 kat metin boru yaptılar, şehrin inşasını tamamladıktan sonra, insanlar gelip şehre yerleştiler, o şehrin ismini de Kerkenes koydular, insanlardan bu şehrin güvenliğini sağlamak için belli bir grup nöbetçi koydu. Ama deprem neticesinde Kerkenes viran oldu, insanlar şehrin yerle bir olmasını engelleyemediler. Bunun üzerine Keykavus güvenliği sağlamakta görevli bulunan nöbetçileri ve diğer ilgilileri öldürttü, şehir neticede viran oldu. Keykavus hayatta bulunan birlikleri ile Yemen'e vardı. Padişah ile birlikte savaşarak Keykavus ve taraftarları yenildi.

                                                                       Yozgat Antik Kentler

Kerkenes Harabeleri
Sorgun ilçesine yaklaşık 5 kilometre mesafede bulunan Şahmuratlı Köyü sınırları içerisinde bulunan Kerkenes Harabeleri Şahmuratlı Köyüne 5 kilometre mesafededir. Harabeler çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Med'ler Kerkenes Dağı üzerinde Heredot tarihinde Piterya adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Şehrin surları halen geniş bir alanı kaplamakta ve gözle görülebilmektedir. Yine Heredot'a göre Med'ler ile Lidya'lılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşlar burada olmuştur. Halen antik şehrin bilimsel kazı ve yüzeysel araştırmaları Dr. Geoffrey Summers başkanlığında bir ekip tarafından yürütülmektedir.

Büyüknefes (Tavium)
Büyüknefes Yozgat-Haydarbeyli yolu üzerindedir. En geç Orta Tunç Çağında, Büyük Kale ve Küçük Kale aralarındaki bölgeyi kapsayan büyük bir merkez mevcuttur. Tavium Asur ticaret kolonilerinden (Karum) ile özdeşlenebilir. Kentte tespit edilen kalıntılar kentin demir çağında yoğun bir yerleşim alanı olduğunu göstermiştir. Daha sonraları Helenistik, Galat, Erken Bizans ve Geç Bizans dönemlerine rastlamaktadır. Erken Bizans döneminde kent en büyük boyutlarına ulaşırken, terk edilmesi Geç Bizans dönemine rastlamaktadır. Büyüknefes köyünde bulunan Tavium antik kenti ile ilgili bilgilerin gün ışığına çıkabilmesi için Prof. Karl Strobel başkanlığında bir ekip tarafından bilimsel çalışmalara devam edilmektedir.

Çeşka Yer Altı Şehri
Yozgat ili Merkez ilçesi Kirazlı mevkiinde yer alan bu yer altı şehrinin güney, kuzey ve batı yönünden olmak üzere üç ayrı giriş kapısı bulunmaktadır. Ancak bu giriş kapıları günümüzde dolmuş olarak bulunmaktadır. Kuzeydeki küçük giriş kapısından alçak ve dar bir galeri ile bir odaya ve odadan yine galeri ile etrafında odalar bulunan bir salona girilmektedir. Salona açılan diğer galerinin dolmuş olduğu görülmektedir.

Alişar Höyüğü
Yozgat'ın 45 kilometre güneydoğusunda, Yozgat-Sarıkaya karayolu üzerinde bulunmaktadır. Bu höyük 1927 yılında Alman Wonder Osten tarafından kazılmış ve kazılar 1935 yılına kadar sürdürülmüştür. Burada yapılan kazılarda kalkolitik d